K E Ç E C İ Y İ Z
Celalettin Berberoglu
Keçe sadece yünden yapılan ve bir ustanın maharetli ellerinde türlü işlemlerden geçerek ortaya  çıkan bir materyal, bir obje değil bana göre. Keçe yapmak gerçekten büyük efor ve sabır isteyen bir uğraş.
Keçe yapmak yünü tanımakla başlıyor çünkü her yünden keçe olmuyor, olsa da istenilen kaliteyi vermiyor. Yün önce taranır, sonra yıkanır, sonrada kimyasal ya da kök boyalarla renklendirilir. Sonra, sonrası usta ve ekibine kalmış...
Keçe yapmak insana ilk önce; Çalışma disiplini öğretir.
Hep bir süreklilik ve ritimle çalışıyorsunuz. Önceleri sadece keçeyle ilgili olan bu ritim sonra günlük hayatın her bölümüne yansımaya başlar. Pasif olan enerjinizi aktif hale getirip, bir eser meydana getirmenin mutluluğu, iç dünyanızda ortaya çıkmakta olan huzuru daha bir zenginleştirir.
Desen yapma aşamasında keçe insana sabrı öğretir.
Her yün parçasını yüzeye yerleştirirken finale biraz daha yaklaşmanın heyecanının yanında sabr edenlerin, sonunda nasılda mükafatlandırıldığını deneyimlersiniz.
Bir başka şey daha öğretir keçe; Yaratıcılık.
İçinizde var olanı keşfederek  insanlarla paylaşırsınız. Bu sırada önemli olan, insanların sizin yaptıklarınızı beğenip beğenmemesi değil, sizin hayal dünyanızdan dışarıya çıkacak güzellikler için kapıyı aralayabilmenizdir.
“Tanrı’ya en yakın olanlar sanatçılardır çünkü onlar ilhamı direkt olarak Tanrı’dan alıp insanlara ulaştırır” diyen bir düşünürü haklı çıkartırcasına siz de keçe yaparken bir iletken görevi üstlenir, ilahi olanla bir yakınlık kurmaya çalışırsınız.
Keçe yaparken farkında olmadan bir başka şey daha öğrenir insan; Ben öznesini bırakıp, biz köprüsünü kurmayı, yani ekip çalışmasını.
Eskiden klasik keçe ustaları bir çift keçe yapmak için 3-4 kişilik bir ekiple  kolektif bir şekilde çalışırlarmış. Elbette o büyük keçeleri tek başına yapamazlardı. Bir beyin ya da bir kişinin enerjisi değil, 3-4 beyin ve 3-4 kişinin enerjisi ve emeği buluşuyordu keçede, desenlemede, tepmede ve pişirmede.
Bu ise ben (ego) merkezli bugünkü toplumumuzun en büyük eksikliği.
En son aşamada; her şeyi elde etmeye çalışan ve hayatı büyük bir koşuşturma içinde geçen günümüz,  makineleşmiş insanına bir  başka şey daha fark ettirir keçe ; Yavaşlayabileceğini, zihni arındırabileceğini. Doğu felsefesinde buna meditasyon diyorlar. Keçe yapmak  güçlü bir terapi gibi, kendinin, kendinle baş başa kalmasına aracılık eder.
Ve ben şuna inanıyorum ki bir gün keçe yapmak güçlü bir terapi aracı olarak kullanılacak. Renkler dans ederken, bir gün sizde bu renklerin dansına katılacaksınız ve belki de keçenin en gizemli yönünü, mistik boyutunu keşfedeceksiniz.
İşte  o zaman keçe basit bir dekoratif obje olmaktan çıkıp, yaşam biçiminiz olacak.

Keçe hakkında yazılacak çok şey var ama en önemlisi: Bir zamanlar çok popüler olan bu sanatın duraklama devresinden sonra tekrar insanlar arasında ilgi görmeye başlaması.
Avustralya, Kuzey Avrupa, Amerika ve elbette Türkiye’de keçeyi yeniden keşfetmek isteyen insanların çoğalması ve keçenin kullanım alanlarının genişlemesiyle de ticari yönünün artması bu sanatın gelecek kuşaklara aktarılmasında bize gerçekten büyük umutlar veriyor.
Celalettin Berberoglu


 
about felt
Home Page / Ana SayfaAbout Felt / Keçe HakkindaWorkshops / ÇalismalarPhoto Gallery / GaleriContact / Iletişim
Copyright by Celalettin Berberoglu